ana sayfa



nezaket, cömertlik ve dayanışma partisi isimli olup, bu vasıfları hakikaten taşıyan... ve her kesime kulak veren, hiç kimseyi dışlamayan-ötekileştirmeyen-şeytanlaştırmayan ve de hiçbir şeyi abartmayan iyimser tabiatlı bir siyasi partimiz olsaydı, mesela... toplumsal bir karşılık görür müydü acaba? diye, safiyane bir hayale kapılınca...

... nezaket, cömertlik ve dayanışma platformu olur belki düşüncesiyle, kişisel bir web sitesi yapma fikri kafada oluşmaya başladı.


doğrusu, parti ya da platform gibi bir kaygı söz konusu değil aslında... bu sitenin gayesi -pek cılız bir sesle de olsa- basitçe şu soruyu sormak:

partisi falan olmayan sade bir vatandaşın, yüz bin seçmen tarafından aday gösterilerek, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışması mümkün olabilir mi?

ve bu sorunun devamı olmak üzere:

seçim yasasında mevcut bu olasılığı, kağıt üzerinde bırakmayarak, siyaset göreneğimizde bir büyük kırılmaya vesile olabilecek hayırlı bir fırsata dönüştürebilir miyiz?


                    akılla ve vicdanla

"esasında Türkiye'nin çözülemeyecek hiçbir meselesi yoktur"

ya da diğer bir ifadeyle:

esasında tek bir büyük meselemiz var, o da meseleleri ele alış tarzımızdaki yerleşik alışkanlıklardır, desek, yanlış olmaz.


meseleler bizi korkutmamalı.

büyük küçük demeden her birini, cesaret ve serinkanlılıkla, abartılı söylem ve tavırların cazibesine kapılmaktan özenle sakınarak ve mümkün olan en geniş toplumsal mutabakatın ısrarla peşine düşerek çözmenin yollarını bulabilmeliyiz.
halisane niyetimiz olmalı bu... basit düşünmeli, akılla hareket etmeliyiz.

akılla derken, soğuk bir akıl değil. duyarlılığımız yitirmeden. vicdanımızın sesine mutlaka kulak vererek...

bilindik şeyler.


işte... kalıplaşmış siyasi tabiiyet ve itikatları olmayan birinin cumhurbaşkanı seçilmesi bu yolda devasa bir adım olabilir... hayal kurmak parayla değil ya :)


                    mutlu Türkiye

her bir insanımızın aidiyetini hissetmekten kıvanç duyacağı bir ülke olmalıyız. öyle olmak için de pek çok şeye sahibiz.
böyle bir derdimiz olması dışında, diyelim...

öncelikle, gürültü-patırtı yatışıp toz-duman dağıldığında ve her şey yerli yerine konduğunda, salim kafayla etrafımıza şöyle bir bakmaya ve gerçekte ne çok şeye sahip olduğumuzu milletçe idrak etmeye ihtiyacımız var.


Allah aşkına, hep memleket sevdalısı değil miyiz? memleketimiz için tasalanıp onun için hülyalara dalmıyor muyuz?

takatimizi didişip durarak yok yere harcayıp ziyan etmemeyi... bunun için de, millet olarak, birbirimize karşı biraz alttan almayı becerebilmemiz gerek.

çok kolay ve çok zor...

öyle ya da böyle, eninde sonunda inşallah başaracağız bunu.

                       bu sevda hepimizin

                       bu tasa hepimizin

                       bu hülya hepimizin

                       bu vatan hepimizin